İnsan davranışları yalnızca mantıklı düşüncelerle şekillenmez. Verdiğimiz kararların, gösterdiğimiz tepkilerin ve günlük alışkanlıklarımızın arkasında duygularımız, geçmiş deneyimlerimiz, bedenimizden gelen sinyaller ve sinir sistemimizin güvenlik algısı bulunur. Kişi kendisini güvende hissettiğinde öğrenmeye, üretmeye ve değişime daha açık olurken; tehdit algıladığında savaşma, kaçma veya donma tepkilerinden birini gösterebilir. Bu nedenle davranışı anlamanın ilk adımı, yalnızca “Ne düşünüyorum?” sorusunu değil, “Sinir sistemim şu anda ne hissediyor?” sorusunu da sormaktır.
Karar verme süreci beynin farklı bölgelerinin birlikte çalışmasıyla gerçekleşir. Limbik sistem çevredeki tehlikeleri ve ödülleri hızlı biçimde değerlendirirken, prefrontal korteks planlama, problem çözme, dürtü kontrolü ve uzun vadeli sonuçları düşünme görevlerini üstlenir. Yoğun stres altında beynin planlama ve değerlendirme kapasitesi azalabilir. Böyle dönemlerde insanlar daha dürtüsel davranabilir, kolay olan seçeneğe yönelebilir veya önemli kararları erteleyebilir. Bu durum çoğu zaman irade eksikliğinden değil, beynin kendisini korumaya çalışmasından kaynaklanır.
Erteleme de her zaman tembellik anlamına gelmez. Zor bir görev; başarısızlık, eleştirilme, yetersizlik, reddedilme veya kontrol kaybı korkusunu harekete geçirebilir. Sinir sistemi görevi bir tehdit olarak algıladığında kişi telefona bakma, sosyal medyada vakit geçirme, gereksiz araştırma yapma ya da başka işlerle oyalanma eğilimi gösterebilir. Bu kaçış davranışları kısa süreli bir rahatlama sağladığı için beyin zamanla “zor görevden kaçınmak güvenlidir” bağlantısını öğrenir ve erteleme bir alışkanlığa dönüşür.
Bununla birlikte beyin değişme ve yeni bağlantılar kurma kapasitesine sahiptir. Nöroplastisite sayesinde eski alışkanlıklar zayıflatılabilir, yeni davranış biçimleri geliştirilebilir. Büyük ve göz korkutucu bir işe “Üç saat çalışacağım” düşüncesiyle başlamak yerine, yalnızca ilk beş dakikaya odaklanmak beynin direncini azaltabilir. Amaç başlangıçta görevi tamamen bitirmek değil, harekete geçme davranışını tekrar ederek yeni ve daha sağlıklı bir sinir yolu oluşturmaktır.
Kalıcı değişim için önce duygu ve beden durumunu fark etmek, ardından sinir sistemini düzenlemek gerekir. Görevi küçültmek, küçük bir adımla başlamak, ilerlemeyi görünür hâle getirmek ve davranışı aynı koşullarda tekrarlamak yeni alışkanlıkların oluşmasını kolaylaştırır. Kişi ertelemenin arkasındaki gerçek duyguyu keşfettiğinde, kendisini suçlamak yerine ihtiyacını anlayabilir. Böylece karar verme ve harekete geçme süreci, iradeyle mücadele edilen bir alan olmaktan çıkar; farkındalık, güven ve düzenli tekrarlarla yönetilebilen bir gelişim sürecine dönüşür.
Dalyan Aralığı Sok. Defne Apt. No:10 Kat:1 D:1 Fenerbahçe 34726 İstanbul